Intercity Bisiklet Şampiyonası 1. Ayak Yarış Raporu

Yazan Bahadır Alev

6 Nisan’da İstanbul Park F1 pistinde yapılan yarışa Yiğit ile birlikte katıldık. Bu benim Yiğit ile birlikte gittiğim 2. yarış oldu. Sonraki ayak için de bir aksilik olmaz ise beraber gitmeyi umuyoruz. Benim yarış ekürim.

Yarışın ciddiyeti ile ilgili kesin bilgimiz olmadığı için hazırlık aşamasını da öyle pek ciddiye almadık açıkçası. Ben bu yarış ya da parkur için özel bir antrenman yapmadım ve Yiğit’in de zaten bir süredir antrenmansız olduğu biliyordum. Kayıtlarımızı son hafta, Çarşamba günü tamamladık. Önce Cumartesi öğleden sonra çıkıp yakın bir otelde geceledikten sonra sabah saat 10:40’da yapılması planlanan 42.5km’lik yarışa katılırız diye düşünüyorduk fakat sonra organizasyonun bir yarıştan çok festival havasında olmasından endişe ederek, kararımızı değiştirip yarış sabahı erken yola çıkmaya karar verdik. Pazar sabahı saat 4:20 gibi Ankara hareket edip 8:45 sularında İstanbul Park’a ulaştık.

Kayıt işlemlerimizi tamamladık. Soyunma odasında üstümüzü değiştirdik ve ısınma pistinde dönmeye başladık. Organizasyonun koşu ayağı da olduğu ve bu ayağın bisikletten önce yapılmasından dolayı başlangıç saati 10:40 yerine ancak 11:40 olabildi. Tabi bu bizim ısınmamızı (ki hava rüzgarlı ve serindi) beslenmemizi ve en önemlisi konsantrasyonumuzu olumsuz etkiledi.

Yarış Öncesi

Yarışa tahminimce 250-300 arası her yaş ve cinsiyetten insan katıldı. Yarış bisikleti zorunluluğu tıpkı lisans zorunluluğu olmadığı gibi yoktu. Bu durumda her tür bisiklet ile birlikte, büyük küçük 300’e yakın insan start çizgisine doluştu. Evet aynı anda start verildi. Ufak çaplı kaos yani. Neyse ben ilk çizgideydim (ki yerini bana veren Yiğit’e buradan tekrar teşekkür ederim) hemen arkamda da Yiğit vardı. Start verildi ve ben kaostan hemen kurtulmak için hızlı bir çıkış yaptım. Neyse ki o kalabalığa rağmen herhangi bir sorun yaşanmadı.

Çıkıştan sonra ki ilk viraja kadar önlerde olmama rağmen nedense hemen oracıkta bir grup oluşmasını beklemek gibi anlamsız bir tecrübesizlik yaptım ve çok hızlanmadım. Yarışa katılan Torku Şeker Bisiklet Takımının 4 bisikletçisi ve iddialı olan 20 kadar bisikletçi öne geçti ve benden 100m kadar ileride bir grup oluşturdular. Bu o kadar hızlı oldu ki oyalandığım için pişman olmaya vaktim kalmadı. Öndeki grubu yakalayabilmek için bütün gücümle çevirmeye başladım. İlk 2 virajdan hemen sonra yaklaşık 300m uzunluğunda %8-10 eğimli bir rampa vardı ve profesyoneller orada farklarını hissettirdiler. Grubu, yaklaşık 15 kişiyi geride bırakarak ikiye böldüler. Son durumda önde Torku Şeker’in 4 bisikletçisi ve onlara takılabilen 3-4 bisikletçi, arkalarındaki grup yaklaşık 15 kişi ve onların arkasında 200m mesafede ben ve bana takılan 5 kişi daha. Bu şekilde 2 tur gittikten sonra biraz önce bahsettim yokuşta solo bir eforla ben öndeki grubu yakaladım. Sonraki tur içinde arkada kalan diğer 5 kişide büyük gruba katıldı ve 20 kişilik büyük bir grup olduk. O an yarışın durumu: önde 3 pro arkalarında 1 pro ve 2 kişi arkalarında 2 kişi ve arkalarında nihayet bizim 20 kişilik büyük grup. Bu şekilde son tura kadar devam ettik.

Bahadır'ın atağı

Büyük grup oluşmadan önce

Büyük Grup

Son turda grup içinde kendimi çok yormadan ortalarda kalmaya çalıştım. Yarışın başından itibaren çok sert virajlarda gruba göre hep avantaj sağlamıştım. Bunu son 3-4 virajda kullanıp, son düzlükte önlerde kalma planım vardı. Son virajdan çıkıldığında 6. sırada idim. Bitiş çizgisine doğru sprintler başladı. Ben hala neden olduğu anlamadığım bir biçimde ayağa kalkmadım ve grubun 3.sü olarak çizgiyi geçtim.

Bir virajda Bahadır

Klasman, çiplerdeki okuma hatasından dolayı açıklanamadı ama videodan kısa süre sonra açıklama yapılabileceği söylendi. Bu durumda genel sıralama ve klasman sıralaması hakkında kesin bir bilgimiz yok ama galiba genel sıralama olarak 11 ve klasmanda da ilk 3 içinde olabilirim. Kesin bilgiler değil. Bizim galibalarımız.

Kendi adıma birkaç tecrübesizlik hatası dışında iyi bir yarış çıkardığımı düşünüyorum. Çıkıştan hemen sonra yavaşlamadan devam etseydim ben de ilk büyük grupta kalırdım ve sonradan aynı grubu yakalamak için yaptığım eforu yapmamış olurdum. Bir de yarış sonunda grup içinde bitirmiş olma başarısı ile yetindim sanki. Oysa bende sprint atsaydım galiba kendi grubumu 1. bitirebilirdim. Tabi bunlar farazi. Sonuç olarak başladığımız gibi bitirdik ve keyif aldık. Önemli olan bu.

En baştaki kuşkularımızın aksine çok keyifli bir yarış oldu. Pist son derece zordu ve üstüne sert esen rüzgar vardı. Organizasyon, son andaki sorun ve biraz gecikmeye rağmen iyiydi. Yiğit ve benim ortak görüşümüz keyifli bir yarış olduğu yönünde ve 11 Mayıs’daki 2. ayağa da katılmak istiyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir